Hayvanlar

Canlılar aleminin insanlarla, bitkiler dışında kalan üyeleridir. Kutuplardan ekvatora, yüksek dağların tepelerinden denizlerin derinlerine kadar dünyanın her yerinde yaşarlar*^* Seyisi 3.000.000'u aşan hayvan cinsleri arasında tonlarca ağırlıkta olanları bulunduğu gibi, gözle görülemeyecek kadar küçük olanları da vardır.

Hayvanların dünyaya gelişi çeşitli şekillerde olur. Memeli hayvanlar doğum yoluyla dünyaya gelir. Bir kısım memeliler doğar doğmaz kendilerine bakabilirler. Balina yavrusu hemen yüzmeye başlar, taylar, buzağılar doğumdan birkaç saat sonra annelerinin arkasından koşabilirler. Buna karşılık bir kısım memeliler de bir süre anne bakımına ihtiyaç gösterir. Kedi, köpek ve maymunları bu arada sayabiliriz. Memelilerin doğurarak üremesine karşılık, tek hücreli hayvanlar bölünmek suretiyle çoğalırlar.

Hidra ve mercan denen küçük deniz hayvancıkları ise ana - babanın kol salmasıyla ürerler. Hidra yavrusu önce ananın gövdesinde bir tomurcuk olarak belirir, büyüdükten sonra anadan ayrılır. Mercan da ana - babanın kol salmasıyla ürer, ancak bunlar hidra gibi birbirinden ayrılmazlar. Balıklar, kuşlar, böcekler vb. yumurtlayarak çoğalırlar. Balıkların çoğu yumurtalarını suya bırakmakla yetinir. Öte yandan kuşların yumurta üzerinde kuluçkaya yatması lazımdır. Ancak bu süre sonunda yavrular dünyaya gelir. Arılar, karıncalar ve kuşlar yavruları büyüyünceye kadar onlara bakarlar.

Hayvanların yaşayışı bulundukları bölgelere göre değişir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan hayvanlar o bölgelerin özelliğine uyarlar. Bunların başka bölgelerde yaşaması imkansız denecek kadar güçtür. Bir kısım hayvanlar sabit yuvalarda yaşar, bir kısmının ise hiç yuvası yoktur. Bazıları da ancak yavrulayacakları zaman yuva yaparlar. Kunduz, kuş, karınca gibi hayvanlar yuvalarını büyük bir titizlikle yaparlar. Bir kısım hayvanlar ise bulabildikleri kovuklarda, mağaralarda yaşarlar. Hayatı suda geçen balıklar arasında okyanusların 4 - 5.000 metre derinliklerinde yaşayanlar vardır. Buna karşılık Everest tepesinin denizden 8.000 metre yüksekliklerinde yaşayan kargalara rastlanmıştır.

Bir kısım hayvanların büyük mücadelelerle hayatlarını devam ettirmelerine karşılık, bir kısım hayvanlar da başka canlıların üzerinde asalak olarak yaşarlar. Hayvanların vücut yapısı yaşadıkları bölgeye, beslenme şekline, kısacası hayatlarını devam ettirecek imkanlara uygun olur. Çok yakından tanıdığımız hayvanlardan et ve ot yiyenlerin vücut yapısına dikkat edersek bunu açıkça görürüz. Kedi, köpek gibi et yiyenlerin tırnakları sivri, pençeleri yakalamaya elverişli, dişleri keskin ve sivridir. Koyun ve at gibi hayvanların ise diş ve dudakları otları toplamaya elverişli şekilde yapılmıştır. Şüphesiz bunların sindirim organlarının yapısı da farklıdır.

Hareket ve duyu organları da hayvanın yaşayış şekline ve yerine göre değişik olur. Solucanlar ve yılanlar karınlarının üstünde sürünerek yürür, bir kısım böceklerle kuşların vücudu uçmalarını sağlayacak şekilde yapılmıştır. Omurgalı hayvanların çoğu ise dört ayaklıdır. Sularda yaşayan hayvanların hem yüzmelerini sağlayacak yüzgeçleri vardır, hem de vücutları suların derinliğinde yüzmeye elverişli şekilde yapılmıştır. Ayrıca su altında solunumlarım sağlayacak özel organlara sahiptirler.

Hayvanların duyu organları vücut yapısına uygun olarak yaşayış şartlarına göre çeşitli derecelerde kuvvetli olur. Karanlıkta avlanan hayvanların göz bebeği çok büyüyebilir. Köpeklerin koku alma ve işitme duyulan çok gelişmiştir. Birçok hayvanların insan gibi beş duyusu vardır. Ancak bunlardan bazısı insanınkine göre zayıf, bazısı kuvvetlidir.

Hayvanların en büyük özelliklerinden biri de göçtür. Bazı hayvanlar belirli mevsimlerde bir yerden bir yere göç ederler. Balıklar ve kuşlar göçmen hayvanların başında gelir. Leyleklerin ilkbaharda gelip, sonbaharda gittiğini hepimiz biliriz. Balıklar daha çok yumurtlama mevsiminde göçerler. Som balıkları yumurtlamak için nehir ağızlarına gelerek tatlı sulara girer. Tatlı sularda yaşayan yılan balıkları da yumurtlamak için denize açılıp orada yumurtlarlar. Yumurtadan çıkan yavrular ana - babanın yaşadığı nehri bulup, oraya göçerler. Göç sebeplerinin başında hava şartları gelir. Kuşların göçü mevsim değişiklikleriyle ilgilidir. Yaylalarda yaşayan geyikler, kış yaklaşınca ovaya inerler. Bazı çeşit böceklerin bile göç ettiği bilinmektedir.

Hayvanların kendilerini korumaları için de birçok yollar vardır. Kimi kuvveti sayesinde düşmanından korunur, kimi kaçmak, kimi fena koku çıkarmakla hayatını devam ettirmenin çarelerini arar. Her hayvanın kendisine göre bir silahı vardır. Bu silah kiminde koşmaya elverişli bacaklar, kiminde boynuz, kiminde kuyruk, kiminde pençe, kiminde gaga vs. şeklinde kendisini gösterir. Her hayvan silahını iki maksat için kullanır. Bu maksatlardan birincisi avını elde etmek, İkincisi de düşmanına karşı korunmaktır. Birçok et yiyen hayvanın en öldürücü silahı dişleridir: Kedi, aslan, köpek gibi kara hayvanlarından sığır, koyun, gergedan vb. kendilerini boynuzlarıyla korur. Gergedanın ayrıca zırh gibi kalın derisi vardır. At, zürafa vb. ise çifte atarak, ya da kaçarak kendilerini korurlar. Geyik, tavşan gibi hayvanlar da kaçma suretiyle korunurlar. Bir kısım hayvanlar da renkleri bakımından yaşadıkları çevreye uydukları İçin düşmanlarından korunurlar.

Yapılan deneyler en zeki hayvanın maymun olduğunu göstermiştir. Maymunu zeka bakımından köpek, kedi, fil, domuz ve at takip eder. Hayvanların davranışı daha çok içgüdü sayesinde ayarlanır. Bununla beraber hemen bütün hayvanlara sabırlı deneyler sonunda bir şeyler öğretmek mümkündür. Öte yandan hayvanlar kendi başlarına da hayatları boyunca, çeşitli denemeler sonunda birçok şeyleri öğrenirler.

Hayvanların insanlara çeşitli fayda ve zararları vardır. Ancak faydaları, zararlarının yanında ölçülemeyecek kadar büyüktür. Evcil hayvanlar, yiyecek ve giyecek sağlarlar, taşıma işlerinde insana yardımcı olurlar (Bk: Hayvancılık). Köpekler bekçilik eder, emniyet teşkilatında ve orduda faydalı olur. Birçok hayvanlar tıbbi deneylerde kullanılırlar. Yine ilaçların bir kısmı hayvanlardan elde edilir. Bunlardan başka sedef, gomalaka, inci vb. gibi maddeleri de bize hayvanlar sağlar. Zararlı hayvanlar ise mahsule zarar veren çekirge, bitkileri hasta eden çeşitli böceklerle, insanlara musallat olan sivrisinek, bit vb. gibi hayvanlardır. Amip denen hayvanlar hastalığa sebep olur. Yırtıcı ve zehirli hayvanlar da saldırmaları bakımından tehlikelidir.

Hayvanların organ ve vücut yapıları yaşadıkları ortama uygun olacak şekildedir. Suda yaşayanların vücutları mekik gibidir. Vücutlarında kıl ve tüy bulunmaz. Çoğu solungaç solunumu yapar. Kara hayvanlarının vücutları kıl veya pullarla örtülü olduğu gibi kuşlarda da kanat ve tüyler bulunur. Çoğunun rengi yaşadığı ortama uyum sağlar. Düşmanlardan gizlenmek için bukalemun gibi renk değiştirenleri de vardır. Deniz hidrası, sünger ve mercan gibi bazı hayvanlar tomurcuklanma ile ürer. Balık, kurbağa, semender, kertenkele, yılan, timsah, kaplumbağa, kuş yumurtlayarak çoğalırlar. Memeli hayvanlar ise, yavrularını doğururlar. Evcil hayvanların çoğunu memeliler veya kuşlar teşkil eder.

Her hayvanın düşmanlarından korunacak, avını yakalayacak silahı vardır. Boynuz, çifte, pençe, gaga, diş birer savunma organı olduğu gibi yılan ve akrepler de zehirlerini avlanma ve korunmada kullanırlar. Mürekkep balığı ve ahtapotlar da, tehlike anında mürekkep kesesinin salgısı olan siyah bir boyayı suya püskürtürler. Böylece düşmanlarıyla aralarında bir boya perdesi meydana getirirler. Salgıladığı boyanın düşmanına verdiği şaşkınlıktan istifade ederek de hızla oradan uzaklaşırlar. Afrika çekirgesi, düşmanına karşı köpüklü kimyevi bir sıvı fışkırtır.

Benzer bir mekanizma bombardıman böceklerinde de görülür. Arka kısmında bulunan namluya benzer organını istediği tarafa çevirebilir. Büyük bir gürültüyle patlayan namludan 100°C sıcaklığında bir sıvıyı düşmanına fışkırtır. Kokarcanın kokusuyla pislenmiş bir hayvan, avlanmakta zorluk çeker. Avları, kokusunu uzaktan duyduğundan kaçarlar. Kokusu haftalarca çıkmaz. Açlıktan ölme tehlikesi geçirir. Bir daha kokarcayla karşılaşınca kaçmayı tercih eder. Amerika kıtasına mahsus olan mufit, gayet pis bir koku yayar. Bunun fışkırttığı sıvı kokarcanın sıvısından daha tehlikelidir. Çünkü insan vücuduna temas ettiği yerlerde gayet şiddetli bir iltihap meydana getirir.

Bazı hayvanların ortalama ömrü şu şekildedir;
Aslan: 35 yıl, asya fili: 70 yıl, at: 40-60 yıl, ayı: 25-30 yıl, devekuşu: 70 yıl, dev kaplumbağa: 150-200 yıl, eşek: 60-106 yıl, kargalar: 100 yıl, karaca: 15 yıl, kanarya: 34 yıl, leylek: 70 yıl, sazan: 100 yıl, papağan: 60-100 yıl, turna balığı: 100 yıl.

Hayvanlar alemi

1. Omurgalılar

a. Memeliler
b. Kuşlar
c. Sürüngenler
d. Amfibyumlar
e. Balıklar

2. Eklembacaklılar

a. Böcekler 
b. Örümcekler
c. Çok ayaklılar
d. Kabuklular

3. Yumuşakçalar

a. Kafadanbacaklılar
b. Karındanbacaklılar
c. Yassı solungaçlılar

4. Derisidikenliler

a. Denizkestaneleri
b. Denizyıldızları
c. Yılanyıldızları
d. Denizhıyarları
e. Denizlaleleri

5. Solucanlar

6. Selentereler (Sölentereler)

7. Süngerler

8. Bir Hücreliler

a. Kökbacaklılar
b. Kamçılılar
c. Haşlamlılar
d. Sporlular